• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

ERZURUM REHBERİ

 

 

 

Site Menüsü
Site Haritası
Müslüm Çağlar
ebrumuslum25@hotmail.com
Erzurum Bar Terimleri ve Kıyafetleri
08/01/2021

AR’IN Tanımı:

Bazı tartışmalara son vermek amacıyla bu yazıyı yazma mecburiyetinde kaldım. Umarım muhatapları için aydınlatıcı olur. 

 

1)- Orta Asya Türklerinin şölenlerde, davul eşliğinde oynadıkları oyunlara Bar denir. Dolayısıyla Bar davul oyunudur

 

2)- Erzincan, Erzurum, Bayburt ve Kars’a kadar uzanan geniş bir coğrafi alan içerisinde, el ele tutuşarak oynanan sıra oyunlarının genel adına Bar denir

 

3)- Bar, savaş kazancının kutlanması, yiğitliğin anlatılması amacını da taşımaktadır. Bu yönüyle bir tanıma gidilirse; kahramanlık duygu ve düşüncesini sergilemek amacı ile oynanan toplu oyunlara da Bar denir.

 

4)- Genellikle Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde (Erzurum, Erzincan, Kars, Artvin) birlikte oynanan sıra danslarının ortak adıdır. En eski Türk sözlüklerinde Bar kelimesi, birliktelik, toparlak şey, şaman davulu, davul tokmağı gibi anlamlarda geçiyor.

 

5)- Kuzeydoğu Anadolu (Kars-Artvin) bölgesinde ‘’Nanay, Halay, Bar ‘’gibi toplu türkülü ve disiplinli oyunların hepsine ‘’Bar, Yallı’’ denilmekle birlikte bu sözcük daha çok’’ Bar’’ karşılığı olarak kullanılmaktadır. Tek kişi veya iki kişi ile oynanan barlar da vardır.

 

6)- Göktan Ay’a göre “bar” birliktelik, beraberlik, el ele tutuşarak oynanan oyun, bir çeşit şaman davulu ve birlikte oynanan sıra raksı, demektir.

 

7) -Eski sözlük ve diyalektlerde “bar”, “barça”, “baru” topluluk anlamına gelir (Ay, 1990). 

 

8)-Şaman davulunun sapına, hatta kendisine, Altayların kimi kabilelerinde “ BAR “ dediğini vurgulayan Gazimihal, BAR oyunlarında” tutmak yardımcı fiili ile “ bar tutmak” denilmesini  “el ele bağlanmak” ifadesiyle anlamdaş düştüğünü tespit etmiştir.” Gazimihal’e göre Bar sözcük “r” ve “ğ” ses değişimine uğramış, Türkçeliği kesin bir sözcüktür. Bağ, sap, küme, horum gibi anlamlara gelir. Bağ tutmak, el ele bağlanarak sıra tutmak demektir.

 

9)-Çağatay Türkçesi’nde “barlamak” düzeltmek, tertip, tanzim etmek, zapt-ü rabt altına almak demektir. Fiilin “bar” kökü tertip, nizam, dizi ve sıra demek olur. Bu tanımlamaya göre bar tutmak, sıra kurmak, sıralanmak demektir. 

 

10)-BAR: Yörede; "el ele tutuşmak, birliktelik, bağlamak, topluluk, birlikte oynamak" gibi manalarda kullanılır. 

 

11-Ünlü Türk seyyah İsmail Habip Sevük 1943 yılında kaleme aldığı Yurttan Yazılar adlı eserinde; Erzurum'daki halk oyunlarının asırlardan beri "bar" adıyla anıldığını, "dadaşların" "aşk, sevgi, mertlik, yardımlaşma, kahramanlık" gibi duygularını sembolize ettiğini bildirmektedir. 

 

ERZURUM ERKEK BARLARI:

Günümüzde Oynanan Erkek Barları Şunlardır:
1)-Başbar (Birinci bar, Sarhoş barı)
2)-İkinci bar (Dikine)
3)-Aşırma
4)-Hoşbilezik
5)- Sekme
6)-Tamzara
7)-Koçeri
8)-Nare
9)-Dello
10)-Temirağa
11)- Çingenler
12) -Yayvan
13)-Köroğlu
14)-Uzundere
15)-Hançer
16)-Hesiko
17)-Karabet
18)-Tavuk
19)-Daldalan
20)-Turna
21)-Felek
22)-Çerkez
23)-Karabağ

 

Köylerde oynandığı söylenen tek veya iki kişi ile oynanan Barlar:


1)-İstanbul Zeybeği. 
2)-Çayır Ağası.
3)-Tayadan kaldırma

 

Unutulmuş, bizim kuşaklara intikal etmeyen ve sadece isimleri kitaplarda kalan Barlar:


1-Kartal Barı
2-Çoban(Boran)barı
3-Davul barı
4-Köstek barı
5-Turan barı
6-Ökçe barı
7-Maro barı

 

ERZURUM KADIN BARLARI

1)- Çarşıda Üzüm Kara (Çimene gel gül oğlan),
2)- Temirağa,
3)- Kavak, 
4)- Aşşahtan Gelirem
5)- Atın Üstünde Eyer (Çembere bastım),
6)- Çift Beyaz Güvercin,
7)- Akça Ferikler                                  
8)- Nare,
9)- Hoşbilezik,
10)- Döne(tersine),
11)- Sallama (Bayburt sallaması),
12)- Loy loy (Kavak uzanır gider),
13)- Pınar başından bulanır,
14)- Habudiyar,
15)- Kız tamzarası

 

Erzurum Barlarının Müzikal Yapısı ( Makamı-Usul):

(Kaynak: TRT İstanbul Radyosu Nefesli Saz Sanatçısı Zafer TAŞDAN. 1971 Erzurum Aşkale doğumlu, İstanbul Radyo’sunda mey, duduk, zurna sanatçısı. )

Erkek Barları:

1-Baş Bar: Hüseyini-9/8

 2-Aşirma: Uşşak 12/8 

3- Çingenler: Uşşak 9/8

 4- Dello: Müstezat 5/8

 5-Daldalan: Hüseyni-5/8

 6- Hekari (Tavuk:) Hicaz-10/8

 7-Hançer Barı: Segah12/8-+-4/4

 8- Hoş Bilezik:  Hüseyni 12/8

 9-İkinci Bar ( Dikine ): Uşşak 12/8-+l-4/4

10-Koçeri:  Segâh-4/4-final-12/8

11-Nare:  Müstezat12/8- +-4/4

 12-Paşa Köşkü:  Hüseyni4/4

 13- Sekme: Hüseyni 9/8 

14-Tamzara:  Hüseyni-9/8

15- Temirağa: Hüseyni-4/4

 16- Uzun Dere: Hicaz-12/8

17- Karabet: Uşşak 12/8

 18- Yayvan Barı: Hicaz +Hüseyni-  4/4

 19-Köroğlu: Hüseyni 6/8  

20-Felek: Uşşak- 10/8

21-Çerkez: Müstezat-4/4

22-Turna: Müstezat-6/8

23-İstanbul Zeybeği: Segâh-9/8

24-Karabağ: Müstezat-6/8

25-Başbar SOLAĞI: Hicaz, Hüseyni

26-Hesiko: Müstezat ayağı(çargâh)-4/4

 

Kadın Barları:

 

1- Atın Üstünde Eğer: Hüzzam 4/4

 2- Aşşahtan Gelirem: Uşşak-4/4 

 3- Akça Ferikler:  Müstezat ayağı( Çargâh)-4/4

4- Çarşıda üzüm kara: Müstezat ayağı(Çargâh )12/8

 5-Çift Beyaz Güvercin: Müstezat ayağı-Çargâh 4/4

 6- Ha Bu Diyar: Müstezat ayağı  (Çargâh): 12/8

 7- Kavak Uzanır Gider: Uşşak-6/8

 8- Tersine:  Müstezat ayağı(Çargâh)-9/8

 9- Bayburt Sallaması:   Müstezat ayağı(çargâh)-9/8

 

-Ankara Postası :(Sallama ): Hüseyni 9/8

-Berde: Uşşak 2/4 

-Çayır İnce Biçemedim: Hüseyni 9/8

 -Dehlenk: Müstezat-4/4

 -Gelin Çıkarma Havası: Uşşak 10/8 

-Ağırlama: Uşşak 4/4.  

 

Not: Burada, Ankara postası, Berde, Çayır ince biçemedim, Dehlenk, Gelin çıkarma havası ve Ağırlama Erzurum kadın barları içinde gösterilmiştir, fakat bunlar kadın barı değildir.

 

Görüldüğü üzere, Erzurum barları, Uşşak, Hüzzam, müstezat, Hüseyni, Rast ve segah makamlarından oluşmaktadır

 

BAR TERİMLERİ:

BAR BAŞI: Bar oyunlarında, sıranın sağ başında yer alan ve oyunun düzenini sağlayan oyuncudur. Bar başı olmak zor olduğunu kadar da mesuliyetli bir yerdir. İyi bir ‘’barbaşı’’, önce kendisinin güzel oynadığını ve müzik bilgisi olduğunu gösterir. Sonra oyundaki duyguları ifadeye çalışır. Mesuliyeti altındaki ekibinin kumanda merkezidir. Barda komutlar bar başı tarafından verilir.  Barbaşı elindeki mendili ustalıkla sallamalıdır. Mendil öyle rastgele sallanmaz, elde fırıl, fırıl döndürülmez. Oyunda mendil adeta bayraktır. Bu bilinçle ve oyunun çökme ve yürüme figürlerinde hep baş üstünde tutulur. İzleyenlere de bu duygu hissettirilmelidir.

 

KOLTUK: Bar başının hemen yanındaki oyuncudur. Bar'da ikinci ve çok önemli bir mevkidir. Ekip koltuktan hiza alır. Koltuğun bu görevi oldukça zordur. Bar başından aldığı komutları ve işaretleri ekibin sonunda oynayan “poççik” e kadar parmak sıkmak suretiyle iletir. Koltuk, barbaşının rahat oynamasını sağlamalıdır.

KOLTUK ALTI: 3.cü sıradaki oyuncuya denir.
 

KELLELER: Koltuk altı ile poççik arsında kalan sıra oyuncuların tümüne kelleler denir.


POÇÇİK: Bar dizisinin en sonunda bulunan oyuncusudur. Barbaşı gibi elinde mendil vardır.

 

Barda poççik te çok önemlidir. En az barbaşı kadar oyun bilgisi ve kabiliyeti olacak ki ekibi toparlayabilsin. Mendili de maharetle kullanması gerekir. Devamlı gözleri ile barbaşını takip eder çaktırmadan işaretleşir.  Nerde koşulacak, nerede çökülecek, nerede oyun bitirilecek hep bakışlarla işaretleşir. Bar başı kadar önemli bir görev yüklenir. Oyuncuların daha düzgün oynamalarını, sağa sola yapılan hareketlerde, çökmelerde, bar başı ile birlikte barın göze hoş gelen dizi akımını sağlamalıdır. 

 

BAR SIRASI: Barların birbiri peşi sıra oynanması gerektiğinde izlenecek geleneksel yoldur.


BAR HAVASI: Bar oyunlarının ezgi ve müziğini anlatan bir deyimdir.

 

BAR TUTMAK: Bar dizisinde yer almak. El ele tutuşmak, kenetlenmek. Bar topluluğunu oluşturanların, bar oynamak için bir araya gelmeleri, bar tutmak (bar oynamak) içindir. Yoksa bazılarının dediği gibi ’’Bar ekibini parayla kiralamak’’ değildir. Rahmetli Sebahattin Bulutun dediği gibi ’’Dadaşı parayla kiralayacak adam daha anasından doğmadı.’’  Aksine bar tutan Dadaşın davula para atma geleneği vardır. Bir de davulcular davulu dolaştırmak suretiyle seyircilerden para toplarlar. Buna da ‘pasa toplama’ denir.


AĞIRLAMA: Barın ilk bölümü, ağır, yavaş ve titizce oynanan bölümüdür.


SEKME: Bar oyununun çabuk ve çevik hareketlerle oynanan bölümüdür.        

                            

BAR KIYAFETLERİ:

 

Erkek Kıyafetleri:  

Geçmişte yani yöresel kıyafetlerin gündelik hayatta giyildiği zaman dikilen elbiselerde, kök boyalardan elde edilen tüm renkler kullanılmıştır. Özellikle erkek giysilerinde kahverengi, siyah, lacivert ve Erzurum Mavisi denilen renkler tercih edilmiştir.  Zamanımızda, Erzurum Bar ekipleri’’ lacivert’’ veya’’ Erzurum Mavisi’’ denilen mavi renkli elbiseleri tercih etmektedirler. Eskiden en çok Tortum ilçemizdeki tezgâhlarda koyun yününün her renginden dokunan kumaşlar Abacı denilen terzi esnafı tarafından elbise olarak dikilirdi. Sonradan fabrika kumaşları çıkınca bu şal kumaşlar eski önemini kaybetti ve bu tezgâhlarda bir bir kapandı

 

 

ZIĞVA (pantolon): Uçkurlu, beli bol, lacivert kumaştan yapılan arkası torba şeklinde pileli giysidir. Zığva geleneksel bir Türk giysisidir. Zığva’nın arka taraftaki bu pileli bölümüne ‘’Galle’’denir. Galle’nin 32 pileli olanı makbuldür. Onun için Zığva’nın bol olmasını sağlayan pile sayısının 32 olmasına özen gösterilir. Kumaş pantolonlarındaki ütü yeri gibi, zığva’nın ön ve arka tarafı ince bir şerit halinde belden paçaya kadar ipek kaytanlarla süslüdür. Paça ağzının ayakkabı üzerine tam oturması için özel bir işleme ve süsleme tekniği uygulanır. Paçanın bu bölümü ‘’Kurt Ağzı’’ diye adlandırılır.

 

Zığvanın birde güngörmez denilen bir çeşidi vardır. Güngörmez zığvalar sade ve işlemesiz olan zığvalardır. Arkasında Gallesi yoktur, ama şalvar şeklinde büzgülüdür. Bu zığvaların özelliği oldukça rahat olmasıdır. Onun için yaşlılar ve namaz kılanlar tarafından tercih sebebi olmuştur.

 

 

YELEK: Lacivert kumaştan yapılmıştır. İki tarafa kapanabilen kaytanlı ilikleri vardır. Kenarları ve cep ağızları kaytanla süslenmiştir. Bar kıyafetlerin de dadaşlarımızın giydiği yelekler üzerindeki süslemeler Selçuklu motifleridir ve Selçuklu Çiçeği olarak bilinen motif bugün bar ekiplerimizin giydikleri yeleklerin hepsinin üzerinde işlenmiştir. 

 


GÖMLEK: Gömlekler beyaz olup, dik yakalıdır. Düğmeleri beyaz, lacivert veya siyah olabilir. Uzun olan kol ağızlarında 4- 5 düğme bulunur. İçlik olarak giyilir. 

 

KAZEKİ: Çağımızda kullanılan kaban veya palto yerine kullanılan giysidir. Özellikle cep ağızları ve kol ağızları motifli kaytanlarla süslüdür. Ön tarafın bir kanadında sigiller, bir kanadında ilikler bulunur. Böylece Kazekiyi boydan boya iliklemek mümkündür. Sigil: Özel bir yapım tekniği ile ipek kaytandan elde örülen, yeleği ve Kazeki’yi iliklemek için kullanılan düğmelere denir. Sigiller (düğmeler) içi fitilli mumlu ayakkabı bağları ile de yapılmaktadır.

 

KUŞAK (Şal kuşak): Eskiden Acem, Trablus veya Tosya şalı diye adlandırılan renkli iplerle örülmüş veya dokunmuş, Dadaşın belini sıcak tutması için bele sarılan kuşaktır. Bele sarılırken de özel bir teknik kullanılır. Önden bakıldığı zaman kat kat ve düzenli bir görüntü Arz etmelidir. Eskiden şalını bağlayamayan kişi ekip dizisinde yer alamazdı. Eski barcılar gençlere bu konuda özel bir eğitim verirlerdi. Şalın düzgün bağlanabilmesi için 2.5 metre uzunluğunda fitil (uçkur) gerekir. Önce fitil iki kez, şalı bağlayabilecek şekilde sıkıca bele dolandırılır ve şal, bu uçkurla bele bağlanır. Şal kuşak: Yün, yünlü kuşak anlamında da kullanılır.  Dokundukları yere göre isimler alan bu kuşaklara Tosya (Kastamonu), “Trablus kuşak” ya da “Acem şalı” da denir. 

 

ÇAPULA (Cistik): Bar oynarken ayağa giyilen ayakkabıdır. Derisinin çok yumuşak olması. en büyük özelliğidir. Bu özelliğe istinaden ayak figürleri daha kolay gerçekleştirilir. Yaşlılar tarafından giyilene ‘markop’, gençlerin giydiğine ise ‘yemeni’ denir di.


SERHATLIK: Diğer bir adı da Silahlık’tır. Siyah meşin den veya deriden yapılır. İçine sigara tabakası, ağızlık, saat gibi değerli eşyalar ve para konulur. Şal kuşağın üstünden bele bağlanırdı.

 

GÜMÜŞ KÖSTEK: Gümüşten yapılmış, daha önceleri saat taşımada kullanılan ince zincirden aksesuardır. Güllü, tabancalı, üçlü gibi değişik çeşitleri vardır. Boyundan aşağıya doğru uzanır. Bazı modellerinde boyun kısmında muska kabı bulunur. Zincirin ucunda el emeği ile üretilmiş ‘’’Gümüş saçak’ olurdu. Gümüş ustaları bu saçak üzerinde maharetlerini sergilerdi. Altından veya zümrütten kakmalarla süslenen, ışıl ışıl parlayan bu saçaklara değer biçilemezdi.

 

PAZUBENT: Kola takılan, çoğunlukla renkli boncuklarla örülen muskadır. Orijinal olanı gümüşten olandır. Genelde sağ kola takılır. İçine kuran ayetleri ve değişik duaların yer aldığı muskalar konulur. Gömleğin üzerinden kola bağlanır.

 

MENDİL: Dadaş mendilsiz olmaz. Her Dadaşın mutlaka mendili olurdu. Nişanlısının işleyip gönderdiği mendil yelekteki mendil cebinde özenle katlanarak taşınırdı. Barbaşı ve Poçcik de ellerinde mutlaka mendil bulundurması gerekir. Ve mendil kullanmak da bir maharet işidir. Her barın, her figürün ritmine ve psikolojik havasına göre mendil sallanır. Mendilin büyüğüne Mahrama denirdi. Akşam eve dönerken bu mahramaya yiyecek, meyve veya çerez konurdu. Öyle ya alabilen var, alamayan var. İçinde ne olduğunu kimse bilmezdi. 

 

FES AHMEDİYE: Osmanlı döneminde hocalar fesin üstüne beyaz sarık, mollalar biraz daha dar olan beyaz sarık, yaşlılar (Amame, Ahmediye, Abaniye) denilen ağır, kaliteli ince ipek kumaş sarıklar sararken, gençler  “çit” denilen desenli basma veya ketenden sarıklar sararlardı. Sarık, genellikle pamuklu veya ipek kumaştan yapılmış, doğrudan başa veya fes, kavuk gibi bir başlığın üzerine sarılan kumaştır. Bu sarıkları bağlamanın bir tekniği, bir şekli vardı. Uzun sarıklar bükülür, bir ucu sağ ve ya sol kulak üstünden en çok çene hizasına kadar sarkıtılırdı. Fesin kalıp olarak kullanılması ile üzerine sarılan sarık biçiminden dolayı Erzurum yöresinde “Feyzi Başı” olarak adlandırılan bir başlık biçimi de literatüre geçmiştir. Eski büyüklerimiz 9 çeşit baş bağlamadan bahsederlerdi. Fakat bunu bu gün bunları bilen yoktur. Erzurum’un Yöresel Kıyafetleri İçerisinde Başlık Olarak Kullanılan Ahmediye, Fes ve sarık kullanımı özellikle Şapka Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra yavaş yavaş terk edilmiştir.

 

Abaniye: Sarıya çalan beyaz zemini üzerine açık turuncu ipekle süslemelerin işlendiği bir kumaştır. İstanbul, Bursa, Bağdat, Halep ve Hindistan’da dokunan kumaş, yapıldığı yere, desenine ve rengine göre adlandırılırdı. En çok bilinen türleri; Halep ve Hint te dokunan Akçabeyazı ve Palamudı abanilereydi. Abaniyeler İpek ve Baharat yolu vasıtasıyla Halep’ten gelirdi.

 

Ahmediye: III. Ahmet devrinde Üsküdar ve Bursa’da dokunan bir çatma kumaş türüdür. İpekli düz bir yüzeye sahiptir. Çeşitli türleri arasında en meşhuru fitilli Ahmediye’dir . Kaynak: dogaladogru.com/kumas-deyip-gecmeyin.

 

HANÇER: Kılıç ve hançerler. Eski Türk heykelleri arasında uzun ve düz kılıç, hançer ve bıçak  bulunanları çoktur. Çağımıza kadar intikal eden hançer taşıma geleneği hala devam etmektedir. Devam etmesinin en büyük nedeni Köroğlu barının kılıçla, Hançer barının da hançerlerle oynanmasıdır. Özellikle kılıçların hepsi düzdür. Bu gelenek Kıpçaklarda, Moğollarda tam olarak korunmuştur. Hançer: Tamamen işçilik ve süsleme üzerine yoğunlaşmış olan Ucu eğri ve sivri, 30-35 cm. Uzunluğunda çift veya tek ağızlı kamaya benzer bir alettir.

 

Kadın Kıyafeti

BİNDALLI: Bindallı, Kartondan hazırlanan motiflerin, kadife, çuha, atlas gibi kumaşların üstüne, altın, gümüş, sim ve gümüş kaplamalı bakır tellerin, bir iğne ile kumaşa sarılması şeklindeki bir teknikle yapılır. Erzurum’da bu tekniğe Kadama denir. Bindallı yapımında kullanılan kumaşlara, Serpme dal, yaprak ve çiçek gibi Türk motifleri işlenir. Bu kumaşlar genellikle, koyu kırmızı, mor, lacivert ve benzeri koyu renkli kumaşlardan seçilir.  Göğüs ve boyun kısımları dantelle süslenebilir. Aynı danteller kol ağzına da eklenir. Beden ve bel kısmı omuz hizası genişliğindedir. Bu bel genişliği, Gümüş kemerle sıkılarak büzülmek suretiyle vücuda oturur ve kat kat görünerek hoş bir görünüm sağlar. Etek kısmı ise rahat hareket etmek maksadı ile daha geniş ve arkası ön tarafa göre 4-5 cm daha uzun yapılır ki önden pabuçlar ve  beyaz Çoraplar görünsün.

LEÇEK (YAZMA): Başa örtülen, pullarla veya boncuklarla oyalarla süslenen pamuktan yapılmış beyaz renkli başörtüsüdür. Bu isim halen kullanılmaktadır. 

 

GÜMÜŞ KEMER: Belde gümüş kemer bulunur. Bu kemer muhtelif parçalar halinde birbirine bağlanır. Bir dönem ‘’Baklava Dilimi’’ şeklinde birbirine bağlanan kemerler revaçtaydı. Bu dilimlerin hepsi işlemelidir ve en başa denk gelen’’ kaş’’ dediğimiz dilimi daha da süslüdür. Bazılarında sedef kakmalar bulunur. Şimdi kakmalı kemerler yapılmadığı için elde bulunanlar antika değeri taşımaktadır.

 


PABUÇ: Yumuşak deriden yapılmış olup, oldukça hafiftir. Pabuçlar siyahtır ve önden ayak bileğine bağlıdır. Bu bağ yine deriden yapılmış olup, ayakkabıyı ayak bileğine bir toka ile bağlar. Böylece hafif topuklu olan pabuç, oyuncuya daha kolay hareket olanağı sağlar.

 


DİZLEME: Beyaz yünden örülmüş, diz kapaklarına kadar uzanan çoraplardır.

 


1942 yılında kurulan Erzurum'un ilk kadın bar ekibinde ''entari'' de giyilmişti. 

 

 

MENDİL ve DİĞER AKSESUARLAR: Erkek barlarında olduğu gibi kadın barlarında da her barcının mutlaka bir mendili olur. Çift Beyaz Güvercin barında bu mendiller çeşitli şekillerde kullanılır. Oyun bitince de her oyuncu mendilini gümüş kemerine düzenli bir şekilde asar. Sadece barbaşı ve poççik mendili ellerinde tutarlar. Ayrıca kızlarımız günlük yaşamlarında, aksesuar olarak boyunlarına altıntop, beşibirlik, kollarına burma bilezik, Oltu taşı kaşlı altın yüzük takabilirler. Ama halkoyunları ekiplerine bunları göremiyoruz



49 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sadi ve Sırrı Kardeşler - 16/01/2021
Ertesi gün Erzurum tren garında mahşeri bir kalabalık vardır. Sanki bütün Erzurum oradadır. Bu kalabalık, bu meşhur tiyatrocuyu Ankara’ya uğurlamak için gelmiştir. O da, yarı beline kadar kompartıman penceresinden sarkmış,
Vefa - Saygı - 12/01/2021
’Telgrafın tellerine kuşlar mı konar?’’ türküsündeki o telgraf tellerinden sorumluydu. Atik hanımın gözyaşlarını akıtarak, göğsüne vura vura söylediği,
BAR ŞİİRİNİN ÖYKÜSÜ - 02/01/2021
Saat 20.30 da lokantadan kalktık Belediye’ye gittik. Belediyenin kapısına vardığımız zaman teşrifatçılar “Sizi kim davet etti, davetli değilsiniz. Diyerek bizi içeri almadı. Sadi BEY çileden çıkmış “Ulan biz davet edilmeseydik böyle giyinir kuşanır g
Altın Elbiseli Adam - 12/12/2020
Bu elbise ve eşyalar, Türk tarihi ve medeniyeti açısından büyük bir önem taşımaktadır.