• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

ERZURUM REHBERİ

 

 

 

Nizamettin Korucu
nkorucu@msn.com
Erzurum’da Cumhuriyet Mimarisi
07/06/2021

Şehirde Cumhuriyet mimarisini kendime göre üç devreye ayırıyorum. Birinci dönem 1923 – 1950, İkinci dönem 1951 – 1979, Üçüncü dönem 1980 – 2000. İki bin yılından sonra beton dönemi başlıyor. Şehirde plansız ve denetimsiz izlenimine vardığım çarpık, hoyrat bir yapılaşma söz konusu.


1924 yılında Atatürk’ün şehir için yaptırdığını bildiğim bir şehir planı var. Bu plan içinde Eski numune hastanesinin olduğu cadde, İstasyonun olduğu alan, Paşalar caddesi diye bilinen yeni cadde. Bunlar şu an aklıma gelenler. Cumhuriyet dönemi mimarisi her üç dönemi de Osmanlı dönemi aile düzenine, mimar yapısına kısmen de olsa uyumlu yapılmış, evler genelde tek yada çift katlı imar edilmiş. Arada çok katlı şekilsiz beton yığılmaları olsa da genelde bu mimari geleneğini bozmamıştır.  Sokak yapıları belli bir sisteme göre korunmuş, mahallelerin yaşamasına imkân sağlanmıştır. Şöyle ki sonradan oluşan yeni mahallelerde bu sistemi bozmamıştır. Evlerin çoğu bahçeli imar edilmiştir. Toprak ( kerpiç ) evler, bağdadi duvarlı evler, kırmızı tuğlalı beton duvarlı evler hepsi şehrin tarihi dokusuna imkân nispetinde uyumlu yapılmıştır. Bu dönemlerde belediyeler nispeten denetim yapmışlar, keyfi yapılaşmaya mümkün mertebe izin vermemişlerdir.  Cumhuriyet tarihi boyunca Osmanlı dönemine, hatta Selçuklu dönemine ait birçok konak, han, kapı, çeşme, cami, hamam, köprü ya tahrip olmuş, bakımsızlıktan çökmüş, yıkılmışi yada yol açım, yapım çalışmalarında, yenilemeler esnasında aslını kısmen bazende tamamen kaybetmişlerdir.

1985 yılından sonra Dadaşkent, Hilalkent, Yenişehir gibi adlarla şehrin çoğu tarım arazilerinde yer alan yeni imar alanları açılmış, şehirde ahali buralara kaymış, kaydırılmıştır.  Çağın yanlış yorumlanması ile insanlar ata dede mahallelerinden kültürlerinden, yaşama tarzlarından ayrılarak üst üste yığılmış beton binalarda yaşamaya başlamışlardır.

" Köylü " zihniyeti ile eski evlere;  Tuvaletsiz evler gözüyle topyekun bir anlayış hakim olmuş, bacalarından toprak dökülen evler gözüyle bakılmış, banyosuz kerhizli evler gözüyle bakılmıştır. Kısmen haklı olan bu tez ile yaşın yanında,  yaşın bin katı ( insanın komşusu ile çevresi ile huzur içinde yaşadığı ) güzelim evlerde, konaklarda arada kaynatılarak bu günlere gelinmiştir.

Cumhuriyet caddesinde şimdiki Yakutiye belediyesi dört yol kavşağından baktığınızda şehrin ufuklarının tam göründüğü bir şehirden son yıllarda vazgeçildiğini gözlemlemekteyiz.  Şöyle ki artık bu noktadan baktığınızda doğudaki ufkunuza çok katlı beton binaların dikildiğini görüyorsunuz.

Bu günlerde duyumlara göre sıra batı tarafına gelmiştir . Yeni yapılan müzeden dolayı  şehrin tarihi müzesinin ve  müzenin altında yer alan konaklarında beraber yıkılacağı söylenmektedir. Cumhuriyet mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan kırmızı kesme taştan yapılmış Halk eğitim merkezi ile başlayan bu sürecin bu caddenin tamamen özelliğini kaybederek kozmopolit beton kente kurban edileceği anlaşılmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda müzenin karşı tarafında yapılan kısmi betonlaşmanın, ağaçların azaltılmasının peşine bu durumun şehrin tarihi dokusuna, mimarisine verilecek büyük bir zarar olacağı kanaatindeyim.  Son yıllarda şehirde ranta dayalı çirkin bir mimarinin hakim olduğu gözler önündedir. 

Bu arada gecekondu alanlarında az sayıda da olsa güzel sayılabilecek düzenli, insana, yola saygılı beton sitelerin apartmanların da yapıldığının hakkını vermek lazım.

Bir evin tarihi eser sayılması ve korunması için iki asırlık, yada çok önemli özgün bir mimari özelliğinin olması kaidesini duydum. Bu doğrusuysa bu mantığa bu kurala göre şehirde bir tane dahi ne Osmanlı mimarisi ne de Cumhuriyet mimarisi ev kalmayacak demektir.  

Her şehrin kendine has mimarisi vardır. Mardin, Gaziantep, Sinop, Afyon, Beypazarı, Ankara gibi iller bu özelliklerini kısmen yada çoğunlukla korumayı başarmışlardır.

Her fırsatta her sohbette, her zaman şehrin sahipsizliğinden dert yanan Erzurumlular, şehrin sahibinin kendileri olduklarını bir türlü yerine oturmamışlardır.  Riskli, çürük, harap diyerek yok edilen sokaklar çelişkili büyük masraflara mal olan kaba saba projelerle heba edilmektedir.  Oysaki bu tür yapıların güçlendirilerek yaşatılması, Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne yedi sekiz milyon Erzurumlunun hatırasının, örfünün, kültürünün yaşatılması sağlanabilirdi, halen bu fırsat az da olsa önümüzde durmaktadır. Kale civarında yapılan, yada yapılması gerekeni buna örnek verebiliriz. 

Şu an yaklaşık iki milyon Erzurumlunun babasının, anasının dedesinin yaşadığı, doğduğu büyüdüğü, evleri, sokakları, mahalleleri ortadan kaldırmaya hakkımız yoktur. Burada sorumluluk herkesindir. Tarihin tapusu olan Çeşmelerin, camilerin ya taşınması yada tarihi kritere uymadığı için yıkılması gibi garabet çalışmaları gelecek nesiller ibret ve hayretle karşılayacaklardır.  Unutmayalım ki hiç bir tarihi eser yapıldığı yıllarda tarihi eser değildi. Bu mantıkla hareket edilseydi günümüze hiçbir tarihi eser kalmayacaktı. Buradan şuna varmak gerekiyor. Bugün Cumhuriyet dönemi mimarisini yok sayarsak yüz yıllık bir maziyi yaşanmamış mı sayacağız. Hafızası yok edilen dört nesil ve gelecek nesiller için bu bir vebaldir.

Kaleden Palandökene bakarken gördüğünüz beton manzara içimizi sızlatıyor.  Yemyeşil bir şehri beton yığınına çevirmek kısa dönemde rant getirir. Akabinde şehri topyekûn bunalıma sokar. İnsanlarını birbirine yabancı kılar. Yaşanmaz hale sokar. Ağacıyla, suyuyla, çeşmesiyle, camisiyle, hanıyla, hamamıyla başka Erzurum yok.

Nizamettin Korucu - 7 Haziran 2021 - Erzurum



207 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AT BİR SİFTAH - 15/06/2021
Verene eksiklik getirmeyecek bir siftah , esnafı güçlendirecek , sinerji verecek, toplumsal huzura ve barışa katkıda bulunacak, hepsi hepsi bir siftah.
AT BİR SİFTAH - 15/06/2021
Verene eksiklik getirmeyecek bir siftah , esnafı güçlendirecek , sinerji verecek, toplumsal huzura ve barışa katkıda bulunacak, hepsi hepsi bir siftah.
Çırçır Mahallesi - 07/06/2021
Erzurum'un merkezdeki iki asırdan fazla geçmişi olan Çırçır Mahallesinden yakın tarihe ait anılara, kişiler, notlar.Buyurun okumaya.
Yürekli Başkan Hatem Aksakal - 16/02/2021
Emekli olduğunda çok sevdiği şairler ve ozanlar içinde buldu kendini. Merhum Aşık Yaşar Reyhani’nin yakın dostuydu. Kendisi ile her sohbetimizde söz döner dolaşır Reyhani’ye gelirdi.
Fukaralar - 01/01/2021
Günümüzde takım elbise, cilalı kundura giyenler artık zengin sayılmıyor. Kravatlı fakirler çoğaldı.
Niçin Yeniden Siyaset? - 18/11/2020
Siyaset bir yönüyle sanat olmasının yanı sıra bir zümreye özgü bir hareket ve çalışma sayılmamalıdır.
ŞEHİR ÜZERİNE HAYALLER - 20/12/2019
Bir şehrim var, doğduğum, büyüdüğüm ekmeğini yediğim suyunu içtiğim bir şehir. Bu şehir için bende hayaller kurdum. Bakın ne hayaller kurmuşum.
İlk Yazı - 27/11/2019
Önce Selam sonra kelam demişler atalar. Bizde Selam ile başladık söze. Yol uzun ömür kısa. Maksat kubbede bir hoş sada bırakmak. Sevgi dili ile şehir ruhundan ilham alarak olumlu inşalara kapı aralamaktır amacımız.